İstanbul'un Beylikdüzü ilçesinde faaliyet gösteren bir alzheimer ve demans bakım merkezinde, savunmasız durumdaki iki yaşlı hastanın maruz kaldığı şiddet iddiaları yargı gündemine taşındı. 8 Mayıs 2026 tarihinde ortaya çıkan ve toplumda infial uyandıran hadiseye ilişkin Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen hukuki soruşturma tamamlanarak iddianame haline getirildi. İddianamede, 77 yaşındaki Gülay Tanrıyeri ve 79 yaşındaki Gülmi Kordere mağdur, söz konusu merkezde görevli 27 yaşındaki Banu Z. ile 22 yaşındaki Sudenaz M. ise şüpheli olarak yer alıyor.
Bakım merkezindeki şiddet iddialarının sosyal medyaya yansıyan görüntüleri ve hasta yakınlarının şikayetleri üzerine hız kazanan süreçte, kurumun denetim eksiklikleri ve personel seçimi konusundaki hassasiyetler yeniden tartışma konusu oldu. Hukuki süreç boyunca, mağdurların sağlık durumlarının yanı sıra, bakım kurumlarındaki fiziksel ve psikolojik şiddet vakalarına dair yasal boşluklar da dosyanın arka planında belirginleşti. Bakımevi yönetiminin konuyla ilgili kurum içi idari soruşturma başlatıp başlatmadığı ve ilgili personelin sözleşme akıbeti, soruşturma evraklarında teknik detaylar olarak yerini alıyor.
İddianamede Detaylandırılan Şiddet İddiaları ve Suçlamalar
Savcılık tarafından hazırlanan iddianame metninde, somut eylemlerin takvimi ve mahiyeti açıkça ortaya konuldu. İddiaya göre, 27 Nisan 2026 tarihinde şüpheli Sudenaz M., alzheimer hastası Gülay Tanrıyeri’yi iterek yere düşmesine ve basit tıbbi müdahale sınırlarını aşan derecede yaralanmasına neden oldu. Dosyadaki tıbbi raporlar, yaşlı hastanın vücudunda meydana gelen hasarın niteliğini teyit ederken, bu tür bir eylemin savunmasız bir bireye karşı işlenmiş olması savcılığın suç vasfını belirlemesinde kritik bir rol oynadı.
Bir diğer şüpheli Banu Z.’nin ise Gülmi Kordere’ye yönelik tükürme eylemi kamera kayıtlarına yansıdı. Banu Z., savunmasında üzerine atılı suçlamaları reddederek, görüntülere yansıyan davranışının aslında hastayı sakinleştirme ve eğlendirme amacı taşıdığını iddia etti. "Hastanın bana tükürdüğünü, benim de karşılık veriyormuş gibi yaptığımı" öne süren şüphelinin bu savunması, mahkeme heyetinin tarafların kastını değerlendireceği ana duruşmada yeniden detaylıca ele alınacak. Hukuki süreçte, her iki şüphelinin de bakım hizmeti sunan kişiler olarak "güven kötüye kullanma" ve "yaralama" gibi suçlardan yargılanması ön görülüyor.
Hukuki Sürecin Seyri ve Yargılama Takvimi
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesinin ardından, dava dosyası asliye ceza mahkemesine tevzi edildi. Önümüzdeki günlerde tarafların ilk kez hakim karşısına çıkması beklenirken, her iki şüphelinin alacağı cezaların alt ve üst sınırları, yaşlılara karşı işlenen bu tür suçların ceza kanunundaki yeri dikkate alınarak belirlenecek. Özellikle mağdurların yaş durumları ve bakım ihtiyacı içinde olmaları, olası ceza artırım nedenleri arasında hukuki bir tartışma konusu oluşturacak.
Dava süreci devam ederken, ilgili bakım merkezinin ruhsat durumu ve denetim süreçleri de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki ekipler tarafından mercek altına alındı. Dosyaya giren deliller arasında bulunan dijital görüntüler, 27 Nisan ile 8 Mayıs tarihleri arasındaki personel disiplinini ve şiddet iddialarının sürekliliğini kanıtlayacak ana unsurlar olarak dikkat çekiyor. Mahkeme heyeti, şüphelilerin ifadesine ek olarak, bakım merkezinde o dönem görev yapan diğer personelin ve mağdur yakınlarının tanıklığına başvurarak duruşmaları ilerletecek. Yargılama neticesinde verilecek karar, Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin tensip zaptı ile belirlenen duruşma gününde taraflara tebliğ edilecek.