Türkiye ile Irak arasında süregelen ikili güvenlik diplomasisi, somut adımların atılacağı yeni bir evreye girdi. Ankara ve Bağdat yönetimleri, özellikle sınır güvenliği ve bölgedeki terör mevcudiyetinin tasfiyesi amacıyla liderler düzeyinde mutabakata varılan hususları hayata geçirmek için harekete geçti. Bu süreç kapsamında Başika-Zilikan bölgesindeki Türk askeri varlığının aşamalı olarak devri kararlaştırılırken, güvenlik iş birliğini kurumsal bir yapıya kavuşturacak olan Ortak Güvenlik Koordinasyon Komitesi'nin kurulum çalışmaları hız kazandı.

Güvenlik Yapılanmasında Kademe Değişimi

Uzun süredir tartışılan ve iki ülke arasındaki diplomatik trafiğin en önemli başlıklarından biri olan Başika-Zilikan yerleşkesi, yeni mutabakat çerçevesinde Irak Federal Hükümeti’ne devredilecek. Türkiye, varılan anlaşma uyarınca buradaki kademeli geçişin planlandığı şekilde yürütülmesi için gerekli süreçleri başlattığını resmen beyan etti. Bu adım, hem iki ülkenin egemenlik haklarına duyduğu karşılıklı saygıyı vurguluyor hem de saha güvenliğinin Irak güçleri tarafından devralınması adına atılmış stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor.

Bununla eş zamanlı olarak, terör örgütü PKK'nın Irak topraklarındaki hareket alanını kısıtlamak amacıyla geliştirilen "müşterek güvenlik stratejisi" de uygulamaya konuluyor. İki ülkenin askeri ve istihbarat birimlerinin yer alacağı Ortak Güvenlik Koordinasyon Komitesi, terörle mücadele faaliyetlerinin tek bir merkezden eşgüdümlü olarak izlenmesini sağlayacak. Özellikle Sincar merkezli operasyonel süreçlerin denetimi, bu komitenin öncelikli gündem maddesi olacak.

📌 İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR • GündemBingöl merkezli yasaklı madde operasyonu: 20 tutuklama
Oku →

Sincar Odaklı Bölgesel İstikrar Arayışı

Sincar, uzun yıllardır hem Türkiye’nin güvenlik endişeleri hem de Irak’ın iç huzuru bakımından kritik bir fay hattı niteliği taşıyor. Bölgede terör örgütünün varlığı, Irak'ın yerel idaresi ve merkezi hükümet nezdinde de ciddi bir idari boşluk yaratmıştı. Şimdi başlatılan süreç, yalnızca bir sınır güvenliği meselesi değil, aynı zamanda Irak’ın egemenlik alanının genişletilmesi ve yerel otoritenin yeniden tesis edilmesi yönünde atılan en somut adım olarak öne çıkıyor.

Daha önceki dönemlerde taraflar arasında gerçekleşen görüşmelerde terörle mücadele konusunda bir irade beyanı bulunsa da, bu kez "Ortak Güvenlik Koordinasyon Komitesi" gibi kalıcı bir mekanizmanın kurulması süreci farklılaştırıyor. Bu mekanizma, sahadaki anlık durumun iki ülkenin askeri yetkilileri tarafından doğrudan paylaşılmasını ve olası aksaklıkların operasyonel düzeyde çözülmesini hedefliyor.

Saha Denetimi ve Operasyonel Eşgüdüm

Türkiye ve Irak arasındaki bu yeni dönem, terör örgütünün bölgedeki lojistik ve militan aktarım kanallarının tamamen kesilmesini hedefliyor. Özellikle Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarında edindiği tecrübe ile Irak Federal Hükümeti’nin yerel sahadaki idari kontrol yetkisi birleştirilerek, güvenlik boşluklarının kapatılması amaçlanıyor. Bu strateji, bölgede huzurun sağlanması kadar, Türk-Irak sınır hattının güvenliğini de doğrudan etkileyecek bir etkiye sahip.

Bölgesel ticaret ve güvenlik dengeleri açısından büyük önem arz eden bu iş birliği, hem yerel halkın güvenliğinin sağlanması hem de sınır bölgelerindeki istikrarsızlığın dış kaynaklı unsurlardan arındırılması açısından bir mihenk taşı niteliğinde. Komite üyelerinin belirlenmesi ve sahada faaliyet gösterecek olan denetim birimlerinin konuşlanması ile birlikte, PKK mevcudiyetinin tamamen tasfiyesi yönündeki süreç daha profesyonel bir takvimle takip edilecek.

Takvim ve Uygulama Süreci

Başika-Zilikan yerleşkesindeki devir süreci için belirlenen kademeli plan, karşılıklı heyetlerin teknik görüşmeleri neticesinde takvime bağlanmış durumda. Ortak Güvenlik Koordinasyon Komitesi ise, mutabakatın hemen ardından ilk resmi toplantılarını gerçekleştirmek üzere operasyonel hazırlıklarını tamamlamış bulunuyor.